10 03 2011

Turgut Özakman'ın ölümsüz yapıtları

Turgut Özakman'ın ölümsüz yapıtları Türkiye üçlemesi Turgut Özakman, Şu Çılgın Türkler, Diriliş ve Cumhuriyet-Türk Mucizesi I-II ile 1923-1938 yılları arasında Atatürk'ün önderliğinde yapılan Aydınlanma devrimlerinin yapılış koşullarına ışık tutuyor. Beri yandan Anadolu Aydınlanması'nın hangi temeller üzerinde yükseldiğini anlatıyor. Alev COŞKUN Kitaplar, kuşkusuz değişik yönlerden, değişik görüş açılarından sınıflandırılabilir. Edebiyatla ilgili olanlar: Roman, öykü, şiir gibi. İnceleme kitapları da kanımca okunup yararlanılan, kütüphane raflarında yerini alan ve başucu kitabı niteliğinde olan biçiminde ayrıştırılabilir. YAKIN TARİHİN ÖNEMİ Yakın tarihimiz söz konusu olunca, Şevket Süreyya Aydemir'in Tek Adam, İkinci Adam, Enver Paşa, Sabahattin Selek'in Anadolu İhtilali, Prof. Dr. Şerafettin Turan'ın beş ciltlik Devrim Tarihi yapıtları kuşkusuz birer kaynak ve başucu kitabıdır. Yakın tarihimizle ilgili araştırma yapacak olanlar bu yapıtları yadsıyamaz; bu kitaplara bakmadan bir eser yaratmak olanaksızdır, bilimsel olmaz. Ancak alternatif Cumhuriyet tarihi yayınları bu yapıtları es geçebilir. Yakır tarihimize son yıllarda en büyük katkıyı kuşkusuz Turgut Özakman verdi. Zaten 1997'de Vahdettin, M. Kemal ve Milli Mücadele adlı 790 sayfalık kapsamlı yapıtıyla, alternatif bir yakın tarih yaratmak isteyenlerin yalan, yanlış ve uydurmalarına belgelerle mükemmel bir yanıt vermişti. 1999'da yayımlanan Atatürk, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Kronolojisi adlı yapıtıyla bu konudaki yetkinliğini kanıtlamıştı. Ama onun 'Cumhuriyet Üçlemesi', yarım asırlık bir birikim, çalışma ve ciddi bir araştırmanın ürünleridir. Özakman'ı irdelerken bu yapıtlara öncelikle değinmemiz gerekiyor.... Devamı

10 03 2011

Ayşe Kulin'den kendini anlattığı iki kitap

Ayşe Kulin'den kendini anlattığı iki kitap 'Hayat' ve 'Hüzün'üzerine Ayşe Kulin'in Hayat ve Hüzün adıyla yayımlanan iki kitabında yazdıkları, babasının da var olduğu dünyada geçirdiği kırk yılın, dürbünüme çarpan resimleri. Kısacası, 1941'den bu yana yaşadıklarından, gördüklerinden seçmeler. Kitaplarda kendisini çok etkileyen, çok üzen, çok sevindiren, benliğinde iz bırakan, belleğinde hep kalan anılara yer veriyor. Veda ve Umut'ta ailesinin yaşadıklarından yola çıkarak Osmanlı'nın son günlerinden Cumhuriyetin ortalarına kadar Türkiye'nin öyküsünü anlatan Kulin, bu kez Hayat ve Hüzün'de kendi anılarını ve o anıların geri planını oluşturan dünyayı anlatıyor. Kulin, anıların, Türkiye ve dünya koşullarının iç içe geçtiği bir çalışmayla karşımıza çıkıyor. Hasan AKARSU Yazar Ayşe Kulin, belgesel ve nehir diyebileceğimiz romanlarını sürdürüyor. Veda'da, Osmanlı'nın çöküşü sürecinde, aileden olan Maliye Bakanı Ahmet Reşat'ı, çevresini, düşüncelerini öğrenmiştik. Yurtdışına kaçırılan Ahmet Reşat, Umut adlı romanda yurda dönüyor, bağışlanıyordu. Atatürk'ün ölümüne değin geçen sürede, Boşnak ailede yetişen iki mühendisten birisi olan Muhittin, Sitare ile evleniyor ve geleceğin Türkiyesi'ne bir 'Umut' olarak Ayşe Kulin doğuyordu. HAYAT'IN SULARINDA Ayşe Kulin, Hayat adlı anı özyaşamöyküsünde 1941-1964 yılları arasında yaşadığı olayları, Türkiye'de yaşanan olaylarla birlikte anlatıyor. Babası Muhittin, Anadolu köylerini sulamaya, köylere ışık taşımaya devam ediyor. Boşnakçada 'kedicik' anlamına gelen... Devamı

10 03 2011

Selçuk Altun'dan 'Bizans Sultanı'

Selçuk Altun'dan 'Bizans Sultanı' Bir İstanbulseverin Bizans'a saygı borcu Selçuk Altun'un uzun zamandır beklenenBizans Sultanı adlı romanı, Sel Yayıncılık tarafından yayımlandı. Galatalı köklü bir ailenin torununun kahraman olduğu bu yeni romanında Altun, resmi tarih kayıtlarında bir gerçeği alaşağı ediyor kurgusuyla! İstanbul'un fethinden 555 yıl sonra aydınlanmaya başlayan bir gerçeği; son Bizans imparatoru XI. Konstantinos'un kaçışı ve sonrasında bıraktığı vasiyetiyle ortaya çıkan gizemli bir hikâyeyi anlatıyor. XI. Konstantinos'un vasiyetini son olarak yerine getirmesi gereken Galatalı, bir satranç ustası da olan genç akademisyen kahramanımız. Fantastik, polisiye ve tarihi unsurların iç içe geçtiği, matematiksel kurgusu bir hayli kuvvetli bir Selçuk Altun romanıyla karşı karşıyayız. Altun'la Bizans Sultanı üzerine söyleştik. Erdem ÖZTOP -Yeni romanınız Bizans Sultanı'nı konuşacağız' Romanlarınızda genelde tarihi öğelere yer verseniz de bu kez doğrudan tarihi bir romana imza atıyorsunuz, katılır mısınız bu tanımıma? - Pek katılmam. Adındaki kinaye ve kapağındaki nükteye dikkat edildiğinde, onun tarihi roman yerine bir tarihi roman parodisi olduğu görülür. Konu gereği Bizans tarihine özet başvurular dışında kitap, Konstantinopolis/ İstanbul'un fethinin 555. yıldönümü olan 2008'de başlar. - Nasıl ortaya çıktı Bizans Sultanı'nın hikâyesi? Biraz da bunu anlatın istiyorum' - 24 Kasım 1996 günü, Londra'daki bir butik kitabevinde, son Bizans İmparatoru XI. Konstantinos Palaeologos'un yaşamöyküsünü anlatan The Immortal Emperor (Ölümsüz İmparator) elime geçti. Değerli Bizans tarihi profesörü Donald M. Nicol, orada konusunu yalnızca resmi ta... Devamı

10 03 2011

FATMA'YI ARARKEN

FATMA'YI ARARKEN Göksel Üldes Radikal Kitap, Aralık 2003 Bir Filistin öyküsü 'Fatma'yı Ararken', Filistinli bir kadının, Ghada Karmi'nin İsrail-Filistin sorunu çerçevesinde kaleme aldığı anılarının toplamı Büyük mücadelerle yaşanmış küçük hayatlar, elimizdeki bir kitabın sayfaları arasına gizlenir çoğu zaman. Biyografi, otobiyografi ya da anı olsun gerçek yaşamdan hem dem vuran öykülere dindiremediğimiz bir merak duygusu eşlik eder hep. Sıradan ayrıntıların şaşırtıcılığı müdür, 'İşte hayat böyle' diyebilmenin bir yolu mudur bilinmez, bu kitaplardan çabuk etkilenir, hemen bitirir, anlatılanların arka planındaki tarihe daha bir yakın hissederiz kendimizi. 'Fatma'yı Ararken' de okuyucuyu bu tür bir okuma sürecine dahil eden kitaplardan. Kitap, Filistinli bir kadının, Ghada Karmi'nin kaleme aldığı anılarından oluşuyor. İngiltere'nin 1917'de Yahudi halkına Filistin topraklarında devlet kurma hakkının yolunu açan bir deklarasyon yayımlamasıyla başlayıp 1948'de İsrail Devleti'nin kurulmasıyla hızlanarak gelişen İsrail-Filistin sorunu, o günlerden bu yana dünya politik gündeminde ön sıralarda yer alan ve bir türlü son bulmayan bir savaşın adı artık. Çözümlenemeyen bu coğrafi hesaplaşma, işgal altındaki topraklardan, mülteci kamplarından ve son zamanlarda intihar saldırılarıyla sarsılan alanlardan seslenen habercilerden duyabildiklerimiz kadarıyla yer alıyor aklımızda. Fakat bu durum, hangi taraftan olursa olsun söz hakkı verilmeden oradan oraya sürülen, yok edilen insanların varlığını unutturmaya yetmiyor ya da yetmemeli. Karmi ailesi de söz hakkı alamayanlardan yanlıca bir tanesi. Kudüs'te yaşayan Karmi ailesinin şehrin gündelik yaşantısıyla, sıcağıyla, öğle uykula... Devamı

10 03 2011

Öyküde cemreler düşerken...

Öyküde cemreler düşerken... Üçüncü cemre de düştü birkaç gün önce' İlkinin 20 Şubatta havaya, ikincisinin 27'sinde suya, üçüncüsünün ise 5-6 Mart'ta toprağa düştüğü söylenen, düştüğü yerleri ısıttığı kabul edilen cemreler, halkbilimsel hoş bir öğe elbette' Buna göre önümüz bahar demek ki' M. SADIK ASLANKARA Cemrelerin düşmesini öyküye uyarlayabiliriz kolayca. Öyle ya, yayımlanan ilk kitabı bir yazarın da ilk cemresi sayılmaz mı? İlk öykü kitabınız birinci cemreniz olsun, tombalada 'Birinci çinko!' diye sevinçle bağırmışçasına' Cemreniz, şey affedersiniz, ilk kitabınız düştü diyelim yazın ortamına ya da öykü kamuoyuna' Oh, iliğiniz, kemiğiniz ısınmış olmalı' İyi, biraz tadını çıkarın o zaman bunun. İkincisi için acele etmeyin öyle. Gerek yazarın kendisi gerekse yazın veya öykü kamuoyu kitlesel olarak doya doya sindirmeli bu güneşi. Düşmeye düşün cemreler halinde, ama pişmanlık duymayın sakın, yıllar da geçse aradan, yapışmasın yakanıza böyle bir duygu, al basar gibi yalamasın yüzünüzü ezgin bir utanç' Cemreler gibi düşün elbette, ama aslanlar gibi kükremeniz kulaklarımızda sürsün hep' Gerekirliği diyalektik olarak birbirinin zorunlu sonucu biçiminde ortaya çıkmadan bir ürünü yayımlamak, cemrenin zamansız düşmesi gibi hesapları altüst edebilir' Öyle ya suyu ılıştırmayacaksa, toprağı gevşetmeyecekse eğer, niye yayımlayacaksınız ikinci, üçüncü kitapları? Sizi zorlayan yok ki' Ama yayımlıyorsanız, mutlaka yazın ortamında ya da okur nezdinde bir tepkinin ortaya çıkmasına yol açm... Devamı

10 03 2011

Çino serisi sesli kitap oldu

Çino serisi sesli kitap oldu Nilgün Ilgaz, özellikle görme engelli çocuklar için geliştirdiği sosyal sorumluluk projesini tüm çocuklara sundu. Çocukları düşündürtecek eleştirel bir bakış sunmayı başaran Çino serisi, radyo tiyatrosu olarak yorumlandı. Mavisel YENER Sevimli köpek Çino ile Dostum Çino'da tanışan okurlar, dizinin ikinci kitabı Kahraman Çino'yu da çok sevmişlerdi. 'Canlı Kitap' adıyla iki kitabın da CD'si çocuklara gülümsüyor. Çocuklar CD'yi dinledikten sonra kitabı da okuyabilecek. İlerinin iyi okurunun yetiştirilmesinin yanı sıra, seslendirme konusunda farkındalık kazanmış bireyler yetiştirme açısından da önemli bir proje. Nilgün Ilgaz ve tiyatro sanatçısı Didem Balçın okullarda düzenlenen okuma günlerinde bir araya gelirken bu projeyi üretmişler. Didem Balçın diyor ki; 'Teknoloji çağı dediğimiz çağ bizi, çocuklarımızın hayal gücünün gelişimi konusunda biraz kısıtlamaya soktu. İşte sesli kitap bu bilincin değişmesinin gerekliliği konusunda ortaya çıktı. Çocukların hayal güçlerinin sınırı olmadığı bir gerçek' İşte biz de bu uçsuz bucaksız hayalleri daha güçlü bir hale getirmek için okulöncesi ve ilköğretim öğrencilerine bu sesli kitap çalışmasını tavsiye ediyoruz. Dinledikleri şekilde okumaya çalışmak başka kitaplardaki okumalarını da daha akıcı hale getirmiş olacak.' İlk kitapta, Çino ile Anıl'ın nasıl dost olduğunu öğrenmiştik. Ne ki, Anıl ile Çino ayrılmak zorunda kalmışlardı. Dizinin ikinci kitabı olan Kahraman Çino, Anıl'ın Tekirdağ-Barbaros beldesindeki dedesinin yanına tatile gitmesiyle başlıyordu. Anıl, köpeğiyle orada yeniden kar... Devamı

27 01 2011

KIRK YIL SONRA / FİKRİ UZUN

KIRK YIL SONRA / FİKRİ UZUN                       Aslında 40 yıl değil, tam 43 yıl. 41 yıl olsa, 41 yıl önce derdim. “41 kere maşallah” der gibi. 43 yıl önce demek, yavan oluyor. Üç yılını bağışlayalım, “40 yıl” olsun. Evet, kırk yıl önce, Kastamonu ili, Azdavay ilçesi, Pınarbaşı Nahiyesi, Kayabükü Köyü, Eyüboğlu Mahallesi’nde görev yaptığım yıllarda, Ballıdağ’dan gider gelirdik, Azdavay’a. Çoğunlukla, “Böbüroğlunun” cipiyle. Yolcu taşımaya uygun minibüs, otobüs gibi başka yolcu taşıma aracı yoktu. Azdavay’dan Pınarbaşı’na kadar yürürdük. Azdavay Pınarbaşı arası, yol da, taşıtta yoktu.                 Kaç yıldır gitmeyi arzuladım, gidemedim. “Pınarbaşı Fotoğraf Yarışması” bahane oldu. 40 Yıl önce geçtiğim yollardan geçecek, yayan yürüdüğüm yolları, kurtlar arasından geçtiğim yaylayı, köy odasından çevrilme okulumu görecek, anılarımı tazeleyecektim.                 Yola çıktım, Subaşı, Daday, Ballıdağ’dan geçtim. Gökyüzü berrak, yollar tenha, Ballıdağ görülmeye değerdi.                 Yabancım değildi Ballıdağ.  Böbüroğlu’nun cipiyle içinden gelir geçer, ara sıra da mola verirdik.                 Hani, kimileri, tuzu kuruduğunda modern evinin önüne, odasının içine... Devamı

22 01 2011

KORKUYORUM / FİKRİ UZUN

KORKUYORUM / FİKRİ UZUN                                     HES’ lere arka çıkmak geçiyor içimden, korkuyorum. HES lere arka çıkmanın, doğanın ırzına geçenlere arka çıkmak olarak nitelendirildiği şu günlerde,  sokak tecavüzcülerine arka çıkmış gibi olmaktan korkuyorum. Doğayı, o güzelim vadileri seyretmesini sevmeyen, içindeki değişik bitki ve hayvanlardan anlamayan, doğanın kimi kişilere peşkeş çekilmesine destek olmuş gibi algılanmaktan, daha da kötüsü; “tecavüzcüleri” savunur duruma düşmekten korkuyorum...                 Korkunun ecele faydası yok.                 Elektrik enerjisine gereksinimimiz (ihtiyacımız) var.                 Elektrik elde etme yöntemlerini incelediğimizde, ya da bu güne kadarki bilgilerimizi yokladığımızda Hidro Elektrik Santrallerinden, yani su gücüyle elektrik elde etmek, başka yöntemlerle elektrik elde etmekten daha kolay, ucuz ve daha zararsız. Buhar gücüyle (Termik Santraller), atom gücüyle de elde edilebiliyor da, atom gücü bize uzak. Buhar gücüyle çarkı çevrilen Termik Santraller çevreye daha zararlı. Yapımı maliyeti daha pahalı.                 “Atom,” dünyanın başına bela…                 Çernobil patlaması... Devamı

14 01 2011

Fikri Uzun ile Söyleşi

  Mine ÖZGÜR Şehit Şerife Bacı Edebiyatımızda nitelikli çocuk öykülerinin sayısı az. Yazar Mehmet Sayan tarafından kaleme alınan Şehit Şerife Bacı kitabı, öykülerinin güzelliğinin yanı sıra dizgisi ve resimlerle desteklenen düzeniyle de çocukların, gençlerin ilgiyle okuyacakları bir eser olarak dikkat çekiyor. Kastamonu Belediye Başkan Yardımcısı olarak, derdi olanlara derman bulmak için içtenlikle ilgilenen Mehmet Sayan, köşe yazıları ve yayınlanan kitaplarıyla mesleki ve sosyal birikimlerini paylaşıyor. 1951 yılında Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde doğan Mehmet Sayan, ilk ve orta okulu Taşköprü’de, Öğretmen okulunu Çorum’da okumuş. Diyarbakır Eğitim Enstitüsü’nden mezun olmakla yetinmeyen Sayan, Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Lisansı Tamamlama Programını da bitirmiş. Öğretmen ve idareci olarak görev yapmasının ardından, Kastamonu Belediyesi’nde Basın, Kültür ve Halkla ilişkilerden sorumlu Başkan Yardımcısı olarak kentimize hizmet veriyor. Öykülerinde; bizi biz yapan yaşanmışlıkların izleri, yıllar öncesinden günümüze aktarılıyor. Kitaba adını veren Şehit Şerife Bacı’nın yanı sıra, İhanet, İlk Müfreze, Bombardıman, Zafer Yolu, Fatma Nine, Gelinlik ve Gözyaşı adlı öyküler yer alıyor. Şehit Şerife Bacı kitabında Sayan, tarihi olayları sade bir anlatımla okuyucuyla buluştururken, duygusallık dikkat çekiyor. Fatma Nine’de şu tümcelerde olduğu gibi: “Sanki karşısında biricik oğlu Hasan duruyordu. -Kocam Ç... Devamı

12 01 2011

HEYKELTIRAŞ MEHMET AKSOY’UN BAŞBAKAN ERDOĞAN’A YANITI

IŞIL ÖZGENTÜRK Heykellere Dokunmayın Efendiler! Başbakan Karslılara şöyle demiş: “Bakınız Şehit Ebul Hasan Harakani hazretlerinin yanına bir ucube koymuşlar. Garip bir şey dikmişler. Sanatkârane vakıf eserlerinin olduğu yerde böyle bir şeyin olması düşünülemez. Konuyla ilgili belediye başkanımız gö-revini süratle yerine getirecektir. İlk gelişimizde bunu göreceğiz.” Başkanın derhal yıkılsın emri verdiği heykel Mehmet Aksoy’un 2004 yılında AKP’li belediye başkanının “Öyle bir heykel yapalım ki sınırın ötesinden Ermenistan’dan da görünsün” talebi üzerine yaptığı 35 metrelik 700 tonluk bir “İnsanlık Anıtı”. Başbakan’ın pek çok sözü beni ürpertir, ama bu sözlerini duyunca dehşete kapıldım. Ve birden Taliban’ın dünyanın kültür miraslarından biri olan en eski dev bir Buda heykelini dinamitlerle nasıl yıktırdığını anımsadım. Dünya günlerce bu görüntüyü vermiş ve doğal olarak heykellere, anıtlara saygı gösteren medeni dünya dehşete düşmüş ve İslam en kötü puanlarından birini almıştı. Ben heykelleri severim, hele de bu ülkede doğduğum için kendimi bu açıdan çok şanslı kabul ederim. Çünkü 42 uygarlığın geçtiği bu toprakların müzelerinde binlerce heykel bulunur. Ve her biri bir şaheserdir. Her müzeden çıktığımda üzülürüm, neden ülkemin parkları, bulvarları heykellerle süslenmiyor? Bunca medeniyetin iz bıraktığı bir ülkede neden heykel az? Neden taş işçiliği bu kadar küçümsenen bir şey? Bu benim acılarımdan biridir. Anlıyorum ki iktidarlar kendi ideolojilerini desteklemeyen, özgürlük, kardeşlik gibi kavramları taşa, bronza döken heykellerden korkuyorlar. ... Devamı

12 01 2011

Roman ve Cinsellik

KARŞILAŞMALAR İNCİ ARAL Roman ve Cinsellik   Birinci yılını dolduran Roman Kahramanları dergisi, “Türkiyede kadın roman kahramanları cinselliklerini özgürce yaşayabiliyorlar mı” sorusuna yanıt aramış. Katılan yazarlardan biri, kendi tanımıyla “havalara bakarken” kaçırdığından mı nedir, “Türkiye’de kadın roman kahramanı olmadığını” söyleyecek kadar ileri gitmiş ve “kadın yazarları esnaflıktan vazgeçip edebiyatta varlık göstermeye” çağırmış! Bu haddini aşan yargıyı bir yana bırakırsak, görüşler kadın roman kahramanlarımızın cinselliklerini yaşamakta, yazar kadınlarımızın ise yazmakta özgür olmadıklarında birleşiyor. *** Hande Öğüt’ün saptamaları şöyle: “Erkekler, dilin, kültürün, edebiyatın yaratıcı ve sürdürücü aktörleri olarak eserlerinde kadın cinselliğini, ataerkinin çok boyutlu kuşatılmışlığı içinde, kadını kategorize ederek, son derece dar bir kavrayışla melek/şeytan, bakire/fahişe, metres/eş dikotomileri içinde anlattılar, anlatıyorlar. (…) Kadınlar tarafından yazılan romanlara yönelmiş özgül bir edebiyat okuru olarak, cinsel özgürlüğünü, herhangi bir travma, hezeyan, bedel ödeyip atlatmadan, kendi dilediği gibi, sorunsuz yaşayan bir kadın kahramana rastlamak açıkçası zor.” Öyledir çünkü kadın ve cinsellik sorunu yaşanan bir ülkede gerçeğe göz yummak olanaksızdır. Öte yandan, cinselliği arızasız kadın tiplerine az rastlanması kadın romancıların daha çok can yakan konulara el atma eğimleri ile de ilgilidir. Mutlu, özgür bir roman karakterinin hikâyesi de iyi yazılırsa ilginç olabilir ama genelde, çoğunluğu dışarıda bırakan mutluluk pembe dizilere özg&uum... Devamı

12 01 2011

AŞİYAN MEZARLIĞI’NDA TÖREN

AŞİYAN MEZARLIĞI’NDA TÖREN Kutlar anılıyor İstanbul Haber Servisi - Gazetemiz yazarı, şair, sinema eleştirmeni Onat Kutlar, ölümünün 16. yıldönümünde bugün 12.00’de Aşiyan’daki mezarı başında törenle anılacak. Törene, Kutlar’ın ailesi, yakınları, dostları ve sevenleri katılacak. Taksim’deki The Marmara Oteli girişindeki Opera Pastanesi’nde bırakılan bombanın patlaması sonucu ağır yaralanan Kutlar, Amerikan Hastanesi’ne kaldırılmıştı. Kutlar 12 gün sonra 11 Ocak 1995’te yaşam savaşını kaybetmişti. Aynı patlamada ağır yaralanan arkeolog Yasemin Cebenoyan da yaşamını yitirmişti. Dava 12 yıl sonra sonuçlandı Saldırıyı terör örgütü PKK adına gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan sanıklar hakkındaki ilk karar Yargıtay tarafından bozuldu. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden yapılan yargılama 2007’de sonuçlandı. Mahkeme, PKK itirafçısı Deniz Demir’e ağırlaştırılmış müebbet, Hicran Kaçmaz’a 14 yıl, Abdulcelil Kaçmaz’a müebbet verdi. Hasan Ergün 6 yıl 3 ay hapse mahkum edilirken, Hasan Kızılkaya’nın dosyası ise ayrıldı.   Onat Kutlar   Arşiv 12/1/2011: AŞİYAN MEZARLIĞI’NDA TÖREN 12/1/2011: Dereler ve isyanlar üzerine... 27/5/2010: Süheyl Batum 27/5/2010: Abdülcanbaz geri dönüyor! 27/5/2010: Murat Yalçın'dan 'Aşkımumya' ve 'İma Kılavuzu 27/5/2010: Hiç Yoktan İyidir 27/5/2010: Aydın Şimşek'le 'Adalar Kitabı' üzerine 27/5/2010: Öykü için 'raf ömrü' nedir ki? 6/2/2010: 9.İzmir Öykü Günleri 12 Şubatta Başlıyor 30/12/2009: SİS / FİKRİ UZUN 25/11/2009: Bir Öykücü, Bir Öykü: Handan Gökçek 5/4/2009: PARASIZ Y... Devamı

12 01 2011

Dereler ve isyanlar üzerine...

    Dereler ve isyanlar üzerine...   10 Ocak 2011 -   Türkiye’nin son dönemde en fazla tartıştığı konulardan HES’lerle ilgili merak edilenlerin derli toplu yer aldığı ilk kitap gazeteci Mahmut Hamsici’nin “Dereler ve İsyanlar”ı. Kitabı hazırlamak için Türkiye’yi karış karış dolaşan Hamsici Kastamonu’dan Artvin’e, Muğla’dan Rize’ye HES canavarına karşı direnişlere tanıklık etti. Mahmut Hamsici kitabın öyküsünü ve kitapta öyküsünü anlattığı derelerin isyanlarını Sendika.Org’a anlattı… Dereler ve İsyanlar kitabında HES meselesini nasıl bir yöntemle ele aldın? Başından beri benim asıl amacım HES yapılan ya da yapımı planlanan bölgelere gidip oralarda projelerin nasıl yaşama geçirildiğini, başlanan projelerin o yörenin insanları için ne tür problemler yarattığını ve HES’lere karşı gelişen toplumsal hareketleri belgelemekti. Yani yapmak istediğim bir saha çalışmasıydı. Ana akım medyaya da bilgi akışı oluyor ama bu, buzdağının görünen yüzü. Örneğin HES’lerle ilgili bugün Anadolu’da en büyük yıkım Artvin’in Murgul ilçesinde yaşanıyor ama medya Murgul’la hiç ilgilenmiyor. Hem medyanın her yöreden haber geçmesi mümkün değil hem de burada bazı kırmızı çizgiler var. Örneğin birçok büyük basın kuruluşu Sabancı grubunun Erzurum’daki HES projeleriyle çok fazla olumsuz haber yapmak istemez. Ya da HES yatırımları olan Çalık grubunun ATV’sinde, Sabah’ında pek HES haberi göremezsiniz. Bir yandan da bütün bu çalışmayı su ve su havzalarının ticarileştirilmesi perspektifiyle yap... Devamı

27 05 2010

Süheyl Batum

Süheyl Batum   sbatum@bahcesehir.edu.tr   Yazarımızın arşivinde      Tüm Yazı Arşivi (Toplam 530 Kayıt)      Bir dönemin sonu ve “veda” Evet sevgili dostlar, Vatan Gazetesi’ndeki yazılarım, aşağı yukarı 2003’ün başlarında sevgili Zafer Mutlu’nun daveti üzerine başladı. Kolay değil, 7 yılı aşkın bir süre geçmiş. Ve o kadar gurur duyduğum bir dönem yaşadım ki. Okuyucularla tanıştım, onlardan mesajlar almaya; yazdıklarımla ilgili övgüler ve eleştiriler almaya başladım. Almadığım zamanlar merak etmeyi öğrendim. Türkiye’nin en az yüzde 50’sinin bizler gibi düşündüğünü öğrendim. Türkiye’nin aydınlık insanlarının, “çocuklarına biraz daha iyi bir gelecek, biraz daha huzurlu ve onurlu bir yaşam bırakmaktan” başka kaygısı olmayan insanlarının elimizi uzatsak dokunabileceğimiz uzaklıkta olduklarını öğrendim. Eğer onlara ulaşamıyorsak, elimizi uzatamıyorsak, bunun bizim hatamız olduğunu öğrendim. Onlara yazılarımla da olsa ulaşmaya çalışmayı öğrendim. Öğrencilere, gencecik beyinlere, “anayasayı, hukuku, toplumsal gerçeğin tek olmadığını, çoğulculuğu, gerçek demokrasinin ne olduğunu” öğretme amacı dışında, çok önemli bir amacımın daha olduğunu, olması gerektiğini öğrendim. Türk halkının, sesini duyurma olanağı olmayan, dürüst, onurlu insanlarının taleplerine, düşüncelerine sahip çıkmanın, daha doğrusu sahip çıkmaya çalışmanın, en önemli ahlaki ilke ve de amaç olduğunu öğrendim. *** Vatan Gazetesi’nde, gazetecinin, “toplumun bekçisi, sesi” olması gerektiğini çok iyi bilen, uygulayan dürüst ve onurlu gazeteciler tan... Devamı

27 05 2010

Abdülcanbaz geri dönüyor!

Abdülcanbaz geri dönüyor! Osman Uslu 2006 yılında satın aldığı Abdülcanbaz’ın haklarıyla, Abdülcanbaz’ı gelecek nesillere birbirinden farklı projelerle aktarmaya hazırlanıyor. Hayranlarına büyük sürprizleri de var Uslu’nun. Hem dijital, hem basılı materyallerde yaşamaya devam edecek Abdülcanbaz. Osman Uslu, henüz Turhan Selçuk yaşarken haklarını satın aldığı Abdülcanbaz’ın maceralarını, çizgi romana uzak olanların, Abdülcanbaz’a yetişemeyenlerin de ilgisini çekecek yeni projelerle canlandıracak. Kendisi de bir Turhan Selçuk hayranı olan Uslu, bu sıralar canını dişine takmış, gece gündüz Abdülcanbaz'la uğraşıyor. Hayalleri, hedefleri, büyük, kendinden emin, Türkiye’nin büyük reklam ajanslarından Publicis’in yönetim kurulu başkanı Uslu’yla, Abdülcanbaz’ın 21. yüzyıl maceralarını konuştuk. 2006 yılında Cumhuriyet gazetesinde gördüğü “Abdülcanbaz nereye koşuyor” adlı haberde Abdülcanbaz’ın haklarının devredileceğini öğreniyor Uslu, hem çok heyecanlanıyor, hem de endişeleniyor, kim bilir kim alacak, nasıl olacak diye. Sonra günün birinde avukatıyla bambaşka bir meseleyi konuşurken Abdülcanbaz’ın haklarının hâlâ satılmadığını ancak bir pazarlık sürdüğünü öğreniyor. Şans bu ya, gerçekleşmiyor satış. Uslu da fırsat bu fırsat, ertesi gün gidiyor Turhan Selçuk’la hem tanışıp hem de haklara talip olduğunu söylemeye. Zaten görüşmeye de ciltlettirdiği Abdülcanbaz koleksiyonuyla gidiyor. Tanışıyorlar, hayat hikâyesini anlatıyor Selçuk’a. Turhan Selçuk da çok seviyor Uslu’yu, içi rahat bir şekilde emanet ediyor Abdülcanbaz’ı. Uslu, “Bu benim iç... Devamı

27 05 2010

Murat Yalçın'dan 'Aşkımumya' ve 'İma Kılavuzu

Murat Yalçın'dan 'Aşkımumya' ve 'İma Kılavuzu'   Öyküye açılan çekmeceler Murat Yalçın'ın hikâyeden çok şiire çalan öykülerinin bir kısmı bir kitap halinde derli toplu olarak yayımlandı. Bu yeni kitabın, yazarın Aşkımumya ve İma Kılavuzu adlı öykü kitaplarının bir arada basımı olduğu söylenebilir. Müge KARAHAN Yalçın'ın öykülerinin şiire yakınlığının nedenini, en bilindik ifadeyle, yazdıklarının şiirselliği ya da şairaneliğine bağlamak veya öykünün şiirle ilişkisi bağlamında anlatmak kolaycılık olur. Çünkü aslında Murat Yalçın'ın yazdıklarını bir yere yerleştirmek ya da onlara ad vermek zor ve aslında bir gereklilik de değil. Ancak Murat Yalçın'ın bir hikâye anlatıcısından çok, bir söz dizicisi olduğu söylenebilir bana kalırsa. Çünkü bir dize gibi çıkıyor genelde cümleler. Bilinçsizce, bilincin en bulanık olduğu anda, anlatıcının uykuya en yakın olduğu, kafasının en çok karıştığı, hatıraların en yoğunlaştığı anda beliriyor sanki. Satırlara düşenler seyreltilemediği için şiir diye anılmaz belki de. Bu cümleler hikâyeleştirilemediğinden öykü olarak seslenmeyebilir kimi okura ve arada bir yerde -okurun dimağında- uçuşur. Bu öykülerin ardı arkası okurun zihninde tamamlanır; okur zaten kendisi de zaman zaman kapılır bu türden düşünce akışlarına. O nedenle herkes bilir uyku öncesi bungunluğunu ve herkes eski eşyaları karıştırırken toz yutmuştur biraz. Metinlerde, bir iç sesin heyecanlı anlatımı ve bilincin bulanık akışı vardır. İşte kimi zaman dışa vurulan sadece akıldan geçenler olur, sözgelimi, İma Kılavuzu adlı öyküde iç ses(ler), dış sesler olarak &oum... Devamı

27 05 2010

Hiç Yoktan İyidir

Hiç Yoktan İyidir Asmalımescit, İstanbul'un yeniden keşfedilmiş eğlence merkezlerinden. Bir zamanlar bohem hayatıyla anılan Asmalımescit, sanki zamanın içinde geriye doğru bir yolculuk yaşamış gibi eski günlerini aratmıyor. Heykel, fotoğraf, seramik çalışmalarıyla tanınan Nezir İçgören, ilk romanı Hiç Yoktan İyidir'de (Mayıs 2010, Doğan Kitapçılık) günümüz Asmalımescit'ini anlatıyor. METİN CELÂL Kitabın arka kapağında 'Hiç Yoktan İyidir okurunu bir katmandan diğerine şaşırtarak sürükleyen bir roman' deniyor. Şaşırtmalardan ilki de arka kapaktaki tanıtım yazısında yapılmış. 'Arnavutköy'deki eski tüfek Bakkal Aydın'ın, Kayıkçı Kör Hasan'la Akıntı Burnu'ndaki fenerin önünde, gece dolunayda lüfer avındayken, iki buçuk litre köpek öldüren şarabının üzerine, Hasan Abi'ye kızıp, tüm gece memleketi kurtarmaktan vakit bulup da tutabildikleri yegâne lüferi livardan çıkarıp denize fırlattığı anda sarf edilmiştir' Allah üçüne de selamet versin'' deniyor. Ama Arnavutköy'den söz edilmediği gibi romanın kahramanları arasında da Bakkal Aydın ve Kayıkçı Kör Hasan yok. Romanın mekânı Asmalımescit, kahramanı ise bir ressam. Asmalımescit'teki atölyesine 1024 adım uzaklıktaki tarihi bir binada oturuyor. Atina'da olduğu tahmin edilen Bayan Eleni'nin dairesini tutmuş. Harap haliyle ilk bakışta göz korkutsa da deniz manzarasıyla bir anda çarpan beş odalı bu büyük dairenin kirasını karşılamaya ekonomik durumu uygun olmadığı için apartmanın yöneticisi Şerif Efendi'nin de onayı ile kullanmadığı odaları kiralıyor. İlerleyen sayfalarda tek tek tanıyacağımız kiracılar da tahmin edilebileceği gibi romanın diğer kahramanları. Ba... Devamı

27 05 2010

Aydın Şimşek'le 'Adalar Kitabı' üzerine

Aydın Şimşek'le 'Adalar Kitabı' üzerine   'Ada şiirleri, ilk sözcükten itibaren insanı amaç alan bir bütünlük' Aydın Şimşek bugüne dek İHD (İnsan Hakları Derneği) Şiir Ödülü, Behçet Aysan Şiir Ödülü gibi pek çok ödül kazandı. Adalar Kitabı, Şimşek'in Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü'nü kazandığı dosyasının aynı adla kitaplaştırılmış hali. Şimşek'le ödül kazanan kitabı hakkında konuştuk. Didem GÖRKAY -Ceyhun Atuf Kansu şiiriyle şiirsel akrabalığınız nedir? - Ceyhun Atuf Kansu ile şiirsel akrabalığım ve bağlarım açısından bakıldığında, onunla en belirgin ortak tutumumuz, ikimizin de antiemperyalist olması. Ceyhun Atuf Kansu şiirinin neredeyse tüm dilsel ve düşünsel vurgusu, antiemperyalist olma üzerine kurulu. Elbette daha içeriden bakıldığında da yurtseverlik, ülküseverlik, insan sıcaklığı, insanın ne olduğu kadar ne olabileceğini alttan alta sezdirmesi, hümanist birikimi insanlığın tarihsel mirası olarak içkinleştirip bunu şiirsel bir dille taşıması da, Ceyhun Atuf Kansu şiiriyle ortak bağlarımdan. Daha ileri götürülecek olursa, Ceyhun Atuf Kansu'nun yalın, sade, dolaysız imge kullanımı, şiirsel-dilsel anlamda da onun şiiriyle benim şiirim arasındaki önemli birlikteliklere işaret eder.   'ŞİİRSEL OLAN BİREYSEL OLANIN TAM DA KENDİSİDİR' - Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü'nü alan dosyanız Adalar Kitabı, aynı isimle yayımlandı, kitaplaştırıldı. 'Ada' imgesini şiirsel (bireysel ve toplumsal) işlevi üzerinden mi kurdunuz? Şiirimizde çok az gözüken bu iç söylemler sizin şiirinizin temel yapısını oluşturmuş gözüküyor, ne dersiniz? - 'Ada' imgesi seçilmiş... Devamı

27 05 2010

Öykü için 'raf ömrü' nedir ki?

Öykü için 'raf ömrü' nedir ki? Belleğim yanıltmıyorsa beni, 'raf ömrü' diye bir söyleyiş yoktu dilimizde eskiden. Son yirmi otuz yılda kapitalizmle uyumumuz sonucunda girdi bu deyiş sanıyorum, sonrasında da terimleşti. Şimdi bilmeyen, kullanmayan yok galiba. Yediden yetmişe herkes, tazeliğini koruyan 'mal' arıyor. Raf ömrünü doldurmuşsa eğer başını çevirip de göz ucuyla bile bakmaya gönül indirmiyor mala' Hayat olarak adlandırdığımız 'şey' de enikonu gelip buna dayandı âdeta. Raf ömrünü doldurmuş ne varsa atılması, yenilenmesi gereken nesne artık. Yalnız nesneler mi; aşk, dostluk, erdem, ilişkiler, kısaca hayata ilişkin ne varsa, her şey raf ömrüne bağlı' Bakmayın siz Diderot'nun 'Sanat uzun, yaşam kısa' sözüne. Yaşam ışığının bile pabucunun dama atıldığı bir çağda, kim dinler sanatı? Nitekim yıllardır kitabevlerinin vitrininde aynı kitaba ayrılan sürenin gittikçe daraldığından söz edilmiyor mu? Bir kitabın vitrin ömrünün saniyelerle sınırlı olduğu söylenmiyor mu? Kitaplar ardı ardına öyle sıklıkla çıkıyormuş ki, okur ilkini görmeye zaman bulamadan sonraki, sonraki, sonraki konuyormuş onun yerine. M. SADIK ASLANKARA Jean Tardieu'nün bir kısa oyunu var; 'Gişe'. Memur, sırt numarası taşıyan birer hayat müşterisi olarak algılanabilecek rol kişilerini 'Sıradaki' diye çağırıp görüşür onlarla. Gidenin ardından öteki gelir gişeye' Tuzla'da ölen tersane işçilerinin, göçük altında kalan maden işçilerinin yerine böylesi ölümler için sırada bekleyenlerin geçmesi gibi' Yaşamı bu tekdüze kavrayış içinde algılamak, kapitalizmin hız ideolojine kendimizi uyarlamak, yaşam... Devamı

06 02 2010

9.İzmir Öykü Günleri 12 Şubatta Başlıyor

  9.İzmir Öykü Günleri Başlıyor! 04.02.2010 9.İzmir Öykü Günleri 12 Şubat 2010 Cuma günü başlıyor. Programın onur konuğuysa Tarık Dursun K.   9.İzmir Öykü Günleri Programı: 12 ŞUBAT 2010 CUMA Açılış:12.30 Dünya Öykü Günü Bildirisi Protokol Konuşmaları Dr. Hakan Tartan (Konak Belediyesi Başkanı) Azra İnmeler (Ege Kültür Vakfı Başkanı) Gökhan Cengizhan (Edebiyatçılar Derneği Genel Başkanı) Film Gösterimi (Tarık Dursun K. Romanlarından Uyarlanmış Filmlerden Kolâj) Tarık Dursun K. Onur Ödülü Töreni 13.30 Söyleşi ve Okuma: Bir Öykü Bir Öykücü Tarık Dursun K. 14.00 I. Panel Dostları Tarık Dursun K.’yı Anlatıyor Remzi İnanç, Ayşem Kalyoncu, Halit Kakınç, Aydoğan Yavaşlı Kolaylaştırıcı: Namık Kuyumcu 15.00 ARA 15.30: II.Panel Tarık Dursun K.’nın Öykü Dünyası Feridun Andaç, İbrahim Oluklu, Özlem Fedai, Mehmet Atilla 16.30 Söyleşi ve Okuma: Üç Öykü Üç Öykücü Leyla Ruhan Okyay, Hürriyet Yaşar, Ayça Bilgin 17.30 III.Panel: Öyküde Bir Anlatım Olanağı Olarak Mekan Şükran Yücel, Mine Söğüt, Jale Sancak, Emel Kayın 13 ŞUBAT 2010 CUMARTESİ 12.00 I.Panel: Edebiyattan Sinemaya Tarık Dursun K. İle Yolculuk Sevda Ferdağ, Ahmet Mekin, Pervin Par, Eşref Kolçak, Serpil Çakmaklı 13.00 : Söyleşi ve Okuma: ... Devamı

30 12 2009

SİS / FİKRİ UZUN

                                                             Cumhuriyet 18.01.2010 YENİ BİR EDEBİYAT DERGİSİ ‘Roman Kahramanları’ dünyada bir ilk Kültür Servisi - Yayın yaşamına yeni atılan “Roman Kahramanları” adlı üç aylık edebiyat dergisi, Türkiye’de ve dünyada bir ilki gerçekleştiriyor. Edebiyat okurlarını derinden etkilemiş romanlara büyüteç tutmayı, onları farklı alanların bakış açılarından irdelemeyi, çeşitli deneme çalışmalarıyla roman kahramanlarına farklı pencerelerden bakmayı hedefleyen derginin her sayısında dört roman kahramanı ele alınacak. Derginin ilk sayısında Hasan Ali Toptaş’ın “Bin Hüzünlü Haz” romanıyla tanıdığımız Alaaddin (Pelin Asan, Sibel Ercan, Elif Türker, Mine Söğüt); Attilâ İlhan’ın “Kurtlar Sofrası”nın Mahmud Ersoy’u (Öner Yağcı, Gönülden Söker, Erendiz Atasü, Tülin Arseven); Albert Camus’nün “Veba” ve “Yabancı” romanlarından tanıdığımız Rieux ile Meursault (Nedret Öztokat Tanyolaç, Feridun Andaç, Ali Bulunmaz); Ferenc Molnar’ın “Pal Sokağı Çocukları”nın Nemeçsek’i (Şiirsel Taş, Jaklin Çelik) farklı alanlardan yazarların değişik yaklaşımlarıyla inceleniyor. Derginin sahibi, Heyamola Yayınları adına Ömer Şükrü Asan. Yayın danışmanlığını Eray Canberk’in üstlendiği “Roman Kahramanları”nın genel yayın ... Devamı

25 11 2009

Bir Öykücü, Bir Öykü: Handan Gökçek

Handan GÖKÇEK   2002 GÖKÇEK, Handan: Düş Hırsızları 2007 GÖKÇEK, Handan: Sır Dökümü    1968 İzmir doğumlu. Çeşitli sebeplerden dolayı Ege Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü yarım bıraktı. Lise yıllarından bu yana yazın ile ilgileniyor. Öyküleri; Kum Edebiyat, Edebiyat Eleştiri, Kül Edebiyat, Lacivert Öykü Şiir, Ünlem, Agora, Varlık, Adam Öykü, Karakalem, Deliler Teknesi ve Almanya’ da yayımlanan “Arta Zeitschrift für Kunst und Literatur” dergilerinde yayımlandı.Varlık dergisinde İsa Çelik ve Ferda İzbudak Akıncı ile yaptığı söyleşileri yayımlandı.İzmir’de çıkan yerel gazete Egeli Haber’de bir süredir kültür sanat sayfası yapıyor.Çeşitli senaryo çalışmaları oldu.Dil Derneği, Edebiyatçılar derneği ve Türk Yazarlar Sendikası üyesi, Türkiye’nin çeşitli illerinde panel ve sempozyumlara konuşmacı olarak katıldı.Cumhuriyet Kitap ekinde Son kitabı “Sır Dökümü ” üzerine Raşel Rakella Asal’ın yaptığı Röportajı Ağustos ayında yayımlandı.   Öykülerini, 2002 yılında Kum Yayınları tarafından çıkan, (ISBN: 975-6498-06-04, 112 sayfa) “Düş Hırsızı” adlı kitabında topladı.2007 yılında “Sır Dökümü”  ( ISBN 978-9944-786-01-0, 112 SAYFA) adlı ikinci öykü kitabı Ara Kitap tarafından yayımlandı.     E - MAİL  handangokcek5@hotmail.com                hndgokcek@gmail.com                info@handangokcek.com   Sır Dökümü Fiyatı: 8,00 TL 6,80 TL Tedarik: 3 İş Günü İçinde Kargoya Teslim Yayınevi: Ara Kitap Yazar: Handan Gökçek Kategoriler: Roman - Öykü - Hikaye (Yerli), Günümüz Öykü ve Anlatı İSBN: 9789944786010 Özellikler:Türkçe112 s.3. HamurCiltsiz Açıklama:1968 İzmir Doğumlu. Lise yıllarından bu yana yazın ile ilgileniyor. Öyküleri: Kum Edebiyat, Edebiyat Eleştiri, Kül Edebiyat, Lacivert Öykü Şiir, Ünlem, Agora, Varlık, Adam Öykü ve Almanya'da yayınlanan "Art... Devamı

05 04 2009

PARASIZ YATILI'DAN SEVDA DOLU BİR YAZ'IN SAYFALARINA / H

Parasız Yatılı'yı ilk kez 1974'te okuduğumu anımsıyorum. Lisedeki edebiyat derslerinin sıkıcılığından uzaklaşmak için, kendime düşsel bir ada yaratmıştım; "gerçek edebiyat adası". Varlığıyla beni kalıpların, birörnekliğin dışına çıkaran, edebiyat derslerindeki alıştığımız ezberi bozan, içimdeki başkaldırı duygusunu, insan sevgisi ve sanatın evrensel güzellikleriyle dengeleyen bir adaydı bu. Füruzan'ın Parasız Yatılı'sı o adada ilk kez yerini aldığında gözlerimin, aklımın ve yüreğimin başka bir öyküleme ve yazın anlayışıyla buluştuğunu fark etmiştim. İlk cümle, daha önce okumuş olduğum öykülerin cümlelerine benzemiyordu: "Sabah eskimişliğin buzulları burnuma dek geliyor." (Sabah Eskimişliğin, Çok çarpıcıydı. "İşte" diyordu sanki bir ses; "İşte farklı, ayrıksı, sıra dışı öykü metinleri; daha öncekilere hiç benzemeyen.  Anla ve hisset bu öykülerin evrenini." Daha o zamanlar, anlayıp çözümlemeye çalışarak okumuştum Füruza'ı: "Çocuğun kirpikli çocuk gözleri vardı. Yemek yediği iskemlenin üzerinden inip kediye gitti. Kedi sobanın yanında kedileşip duruyordu." "Bana, gençliğinizde sizin de yaşadığınızı söylediler. Sonradan edindiğiniz ölü kabuklarınız yokmuş. Güzelim bir kadınmışsınız üstelik. Sizi de kırdılar mı?" "Gidiyor musunuz? Güle güle.  Kapıyı iyice kapayın. Sizden üşüdüm..."(Özgürlük Atları) İçine doğdukları dilin olanaklarını genişletenler, dünyaya dilin içinden bakarken sözcüklere ve ifadelere yeni ufuklar ve yaratıcı açılımlar kazandıranlar kuşkusuz, şair ve yazarlardır. Füruzan, dile verdiği önemle, ona kazandırdığı yaratıcı ve özgün açılımlarla da önemli bir konumda yer alıyor. Gerçekten, edebiyat ders ezberinin dışı... Devamı

25 02 2009

Muhalif Kültür Kitaplığı

 •  Anasayfa                                                       • Rıfat Ilgaz Arşivi  •  Taşköprü'den Bakış   • Kastamonu Net (Blogcu)   •  Şiir Sayfası •   Öykü  •  Sinema   • Atatürk •  Edebiyat  •  Roman Yazıları Politika  • A.Alsah Blogları • AliŞahin'inNotDefteri / Haziran '07 • AlsahBlogYazılarıSeçkisi / Haziran '07 • EdebiyatGündemi / Kasım '05 • EnGüzelAtatürkŞiirleri (Seçki) / Aralık '05 • GünDem / Haziran '07 • Günden Güne / Haziran '06 • GüneşeKarşıYürümek • İşte Öyle Bir Şey • Günlerin Getirdiği / Mayıs '06 • KastamonuNet / Aralık '05 • Okudukça • ÖykülerÖykücüler / Aralık '05 • RomanYazıları / Aralık '05 • RıfatIlgazArşivi / Ağustos '06 • ŞiirlerŞairler / Aralık '05 • Taşköprü'denBakış / Kasım '05 • UmudaYolculuk / Mayıs '06 • YedinciSanat / Aralık '05 • YenidenDergi / Haziran '07 • YeniDergi / Ocak '07 • YeniGüneTürkü / Ocak '07  • ALİ ŞAHİN (a.alsah) SİTE, BLOK VE WEB SAYFALARI ::: "Biri Mutlaka Sizin İçin..."                               ... Devamı

25 02 2009

"Yağmurdan Kaçırılan Kuş Kafesi" | Jale Sancak

"Yağmurdan Kaçırılan Kuş Kafesi" | Jale Sancak"SULUKULE ISSIZLIĞIN KUCAĞINDA BUGÜN..."Ben Sulukule'de doğdumBabam Sulukule'de doğduDedem Sulukule'de doğduÇocuklarım Sulukule'de doğduBurada benim tarihim varSizin için ara olan yerde İstanbul var.Hepimiz Sulukuleliyiz,Sulukule İstanbul'dur.(Sulukule'deki bir duvar afişinden)Yuh olsun be! Ruhum hâlâ acı çekiyor be! Nasıl bir ruh bu anlamadım yahu! Terk-i dünya ettim güya, hâlâ Sulukule'de Roman inadıyla dolaşmakta ruhum! Ah be mezarda da başıma bela be!Gırnatacı Sami'nin ruhu bir vakitler yaşadığı evin önüne dek geldi. Bahçede yalnız bir incir ağacı, incirin dibinde Sami'nin oğluna miras bıraktığı, kırk yıllık yayları pırtlamış koltuk, ayağı kırık ceviz sehpa, sehpanın üstünde üç şarap şişesi, yeşermemiş, kalık toprağın üstüne bırakılmış birkaç bira kutusu, kediler hafiften kafayı bulmuş olmalı, şişelerle sevişmekte… Yani her şey Sami'nin bıraktığı gibi.Ah bu tuhaf, sancılı ruh, ah!Sokaklarda iplere asılmış çamaşır manzarası, ahşap ve kâgirlerin, yani numaralanmış evlerin üzgün hafızası ve çocukları bekleyen asırlık çınar ağacı, hani bir dokunsan bin ah işiteceksin, az ötede terk edilmiş bir at arabası, kapı önlerinde sigara tüttüren, vaktinden önce kocamış, saçları oksijen sarısı gacılar, küfür kıyamet çocuklarına bağıranlar, öte yanda çocukların yaygarasını umursamayan gamsız analar, dövülüp de cami duvarına serilmiş yıprak halılar, salına salına dolanan badem gözlü, taş gibi kızlar, odalardan sokaklara taşan arabesk şarkılar, arada bir uyuntu bir tef sesi, hevesi kaçmış bir zil, ağlamaklı bir pandele,(1) bakma bu dokuz sekizlik gezintiye, o eski cümbüşler şimdi hayal, neşe-i muhabbet desen aynen öyle, yağmur hafiften, pabuçlara sarı bir &c... Devamı

18 02 2009

SAVUR SAÇLARINI EGE

 •  Anasayfa                                                       • Rıfat Ilgaz Arşivi  •  Taşköprü'den Bakış   • Kastamonu Net (Blogcu)   •  Şiir Sayfası •   Öykü  •  Sinema   • Atatürk •  Edebiyat  •  Roman Yazıları Politika  • A.Alsah Blogları • AliŞahin'inNotDefteri / Haziran '07 • AlsahBlogYazılarıSeçkisi / Haziran '07 • EdebiyatGündemi / Kasım '05 • EnGüzelAtatürkŞiirleri (Seçki) / Aralık '05 • GünDem / Haziran '07 • Günden Güne / Haziran '06 • GüneşeKarşıYürümek • İşte Öyle Bir Şey • Günlerin Getirdiği / Mayıs '06 • KastamonuNet / Aralık '05 • Okudukça • ÖykülerÖykücüler / Aralık '05 • RomanYazıları / Aralık '05 • RıfatIlgazArşivi / Ağustos '06 • ŞiirlerŞairler / Aralık '05 • Taşköprü'denBakış / Kasım '05 • UmudaYolculuk / Mayıs '06 • YedinciSanat / Aralık '05 • YenidenDergi / Haziran '07 • YeniDergi / Ocak '07 • YeniGüneTürkü / Ocak '07  • ALİ ŞAHİN (a.alsah) SİTE, BLOK VE WEB SAYFALARI ::: "Biri Mutlaka Sizin İçin..."                               ... Devamı

15 02 2009

Arşiv: AlsahBlog/Öyküler-Öykücüler

 •  Anasayfa                                                       • Rıfat Ilgaz Arşivi  •  Taşköprü'den Bakış   • Kastamonu Net (Blogcu)   •  Şiir Sayfası •   Öykü  •  Sinema   • Atatürk •  Edebiyat  •  Roman Yazıları Politika  • A.Alsah Blogları • AliŞahin'inNotDefteri / Haziran '07 • AlsahBlogYazılarıSeçkisi / Haziran '07 • EdebiyatGündemi / Kasım '05 • EnGüzelAtatürkŞiirleri (Seçki) / Aralık '05 • GünDem / Haziran '07 • Günden Güne / Haziran '06 • GüneşeKarşıYürümek • İşte Öyle Bir Şey • Günlerin Getirdiği / Mayıs '06 • KastamonuNet / Aralık '05 • Okudukça • ÖykülerÖykücüler / Aralık '05 • RomanYazıları / Aralık '05 • RıfatIlgazArşivi / Ağustos '06 • ŞiirlerŞairler / Aralık '05 • Taşköprü'denBakış / Kasım '05 • UmudaYolculuk / Mayıs '06 • YedinciSanat / Aralık '05 • YenidenDergi / Haziran '07 • YeniDergi / Ocak '07 • YeniGüneTürkü / Ocak '07  • ALİ ŞAHİN (a.alsah) SİTE, BLOK VE WEB SAYFALARI ::: "Biri Mutlaka Sizin İçin..."                               ... Devamı

03 02 2009

Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Öykü Kitapları Zamandizi

 •  Anasayfa                                                       • Rıfat Ilgaz Arşivi  •  Taşköprü'den Bakış   • Kastamonu Net (Blogcu)   •  Şiir Sayfası •   Öykü  •  Sinema   • Atatürk •  Edebiyat  •  Roman Yazıları Politika  • A.Alsah Blogları • AliŞahin'inNotDefteri / Haziran '07 • AlsahBlogYazılarıSeçkisi / Haziran '07 • EdebiyatGündemi / Kasım '05 • EnGüzelAtatürkŞiirleri (Seçki) / Aralık '05 • GünDem / Haziran '07 • Günden Güne / Haziran '06 • GüneşeKarşıYürümek • İşte Öyle Bir Şey • Günlerin Getirdiği / Mayıs '06 • KastamonuNet / Aralık '05 • Okudukça • ÖykülerÖykücüler / Aralık '05 • RomanYazıları / Aralık '05 • RıfatIlgazArşivi / Ağustos '06 • ŞiirlerŞairler / Aralık '05 • Taşköprü'denBakış / Kasım '05 • UmudaYolculuk / Mayıs '06 • YedinciSanat / Aralık '05 • YenidenDergi / Haziran '07 • YeniDergi / Ocak '07 • YeniGüneTürkü / Ocak '07  • ALİ ŞAHİN (a.alsah) SİTE, BLOK VE WEB SAYFALARI ::: "Biri Mutlaka Sizin İçin..."                               ... Devamı

03 02 2009

ÖYKÜ YARIŞMALARI 1- 2009 ORHAN KEMAL ÖYKÜ YARIŞMASI

2009 ORHAN KEMAL ÖYKÜ YARIŞMASIANAFiLYA Çukurova Edebiyatçılar Derneği, Çukurova’nın bağrından çıkmış Türkiye ve Dünya edebiyatına ölümsüz eserler vermiş yazarımız Orhan Kemal anısına, öykücülüğümüze yeni, özgün yapıtlar kazandırmak amacıyla öykü yarışması düzenlemiş bulunmaktadır. YARIŞMA KOŞULLARI 1- Yarışmaya, kitap oylumunda, yayımlanmamış bir öykü dosyasıyla (60 sayfayı geçmemek kaydıyla) başvurulabilir. 2- Dosyalar 6 kopya olarak düzenlenecek, zarfın üzerine ve dosyaların hiç bir yerine isim yazılmayacak, her dosyanın sol üst köşesine beş harften oluşan bir rumuz yer alacaktır. Zarfın içine konacak kapalı bir başka zarfta, yazarın adı, soyadı, özgeçmişi, adresi ve telefonunun yer aldığı bir başvuru belgesi ile iki adet fotoğraf bulunacaktır. 3- Öyküler bilgisayar veya daktilo ile iki aralıklı olarak yazılmış olmalıdır. 4- Son başvuru tarihi: 15 Şubat 2009’tir. Bu tarihten sonra gelecek dosyalar değerlendirmeye alınmayacaktır. 5- Sonuçlar: 30 Mayıs 2009 günü açıklanacak, aynı gün tarihi ilan edilecek olan ödül töreni, Çukurova Edebiyatçılar Derneği’nde(ÇED) yapılacaktır. 6- ÖDÜLLER; Birincilik, İkincilik, Üçüncülük, Mansiyon ve ÇED Özel Ödülü şeklinde düzenlenmiştir. 7- Dereceye girenlere plaket ve kitap verilecektir. 8-Öykü dosyalarının gönderileceği adres; Çukurova Edebiyatçılar Derneği (ÇED) Cemal paşa Mah. 7 Sk. Karabucak İş Merkezi Zemin Kat. No 90 (015073) Seyhan/Adana E-Mail: halisetekbas@hotmail.com TEL: 0536.854 12 79 2009 Orhan Kemal Öykü Yarışması Seçici Kurulu: Lütfiye Aydın Zafer Doruk Ferda İzbudak Akıncı Aysu Erden Murat Tuncel Çukurova Edeb... Devamı

27 12 2008

MOR KALEM /FİKRİ UZUN

 •  Anasayfa                                                       • Rıfat Ilgaz Arşivi  •  Taşköprü'den Bakış   • Kastamonu Net (Blogcu)   •  Şiir Sayfası •   Öykü  •  Sinema   • Atatürk •  Edebiyat  •  Roman Yazıları Politika  • A.Alsah Blogları • AliŞahin'inNotDefteri / Haziran '07 • AlsahBlogYazılarıSeçkisi / Haziran '07 • EdebiyatGündemi / Kasım '05 • EnGüzelAtatürkŞiirleri (Seçki) / Aralık '05 • GünDem / Haziran '07 • Günden Güne / Haziran '06 • GüneşeKarşıYürümek • İşte Öyle Bir Şey • Günlerin Getirdiği / Mayıs '06 • KastamonuNet / Aralık '05 • Okudukça • ÖykülerÖykücüler / Aralık '05 • RomanYazıları / Aralık '05 • RıfatIlgazArşivi / Ağustos '06 • ŞiirlerŞairler / Aralık '05 • Taşköprü'denBakış / Kasım '05 • UmudaYolculuk / Mayıs '06 • YedinciSanat / Aralık '05 • YenidenDergi / Haziran '07 • YeniDergi / Ocak '07 • YeniGüneTürkü / Ocak '07  • ALİ ŞAHİN (a.alsah) SİTE, BLOK VE WEB SAYFALARI ::: "Biri Mutlaka Sizin İçin..."                               ... Devamı